Hakkâri’de giderek büyüdüğü öne sürülen tefecilik ağı, kentte yüzlerce ailenin hayatını karartmaya devam ediyor.
Hakkâri başta olmak üzere özellikle Yüksekova ve bazı ilçelerde yaşanan mağduriyetlerin artık gizlenemeyecek boyuta ulaştığı konuşulurken, birçok ailenin sindirilme, baskı ve tehdit nedeniyle sessiz kaldığı iddia ediliyor.
Kentte ulaşılan bilgilere göre mağdur vatandaşların bir kısmı, güvenlik birimlerine ya da basına konuşmamaları yönünde baskıya maruz bırakılıyor. Ekonomik çaresizliği fırsata çeviren bu kirli düzenin, aileleri borç batağına sürüklediği ve toplumsal çöküşü derinleştirdiği ifade ediliyor.
Öte yandan çocukların dahi bu kirli ağın içine çekildiği, bazı çevrelerce tefeciliğin meşrulaştırılmaya çalışıldığı yönündeki iddialar kamuoyunda büyük rahatsızlık yaratıyor. Çocukların böylesi karanlık ilişkilerin parçası haline getirilmesi, yalnızca hukuki değil vicdani açıdan da kabul edilemez bir tablo olarak değerlendiriliyor. Hiçbir çocuk suç, korku ve çıkar düzeninin gölgesinde büyümemelidir.
Bir diğer dikkat çeken iddia ise birçok kişinin ailelerinden habersiz şekilde borçlandırılmasıdır. İddiaya göre daha sonra tefeciler tarafından bu borçların ailelerden tahsil edilmeye çalışılması, başlı başına organize bir tefecilik tuzağı olarak gözlemlendiriliyor. İnsanların çaresizliği üzerinden kurulan bu sistemin, aile yapısını ve toplumsal huzuru derinden sarstığı bilinen bir gerçek.
Toplumun da bu noktada sessiz kalmaması gerekiyor. Tefecilik gibi insan hayatını tüketen, aileleri dağıtan ve gençleri karanlığa sürükleyen bu kirli ağlar toplum vicdanında meşrulaştırılmamalı; aksine toplumsal dayanışmayla tamamen izole edilmelidir.
Bugün Hakkâri’de yaşananlar yalnızca ekonomik bir kriz değil; insanların baskılanarak, içine kapanıp konuşamaz hale gelmesidir. Yetkililerin bu iddiaları görmezden gelmemesi, tefecilik ağlarına karşı kararlı ve kapsamlı bir mücadele başlatması artık kaçınılmaz bir zorunluluktur.